Münih Kültür Fabrikası'nı da görün istedim

0 Comments

Günlerden 19 Kasım 2011 Cumartesi... Münih’in doğusundayız. Eski bir patates fabrikasının bir kültür alanına çevrildiğini öğreniyoruz.
Bu patates fabrikası 1993 yılında daha büyük bir şirket tarafından satın alınmış ve patates müzesine çevrilmiş.
Kocaman bir alanı bar ve diskolara ayırmışlar. Gençler gelip burada eğleniyorlarmış. Kentteki etkinliklerin yüzde 10’u buraya yönelik yapılıyormuş.
Bunun dışında etkinliklerin yüzde 90’ında sergi salonları ve müzikhol kullanılıyormuş. Baskıevi, akdeniz ürünleri satan bir yiyecek firması, sanatçıların toplandığı bir merkezin yanısıra çocuklar için yapılan etkinlikler için ayrılmış yerler de varmış.  
(Geçen hafta belediye bu alan için bir karar almış. Bu bahsettiğimiz merkezler kalacak ancak bunların yanısıra belediye burayı yeniden dizayn edecekmiş. Buraya müzikhol, otel, konferans salonu, gökyüzü barı yapılması ve ayrıca metronun yakınına da yaşam alanları planlanıyormuş.)
Burada ayrıca okulu yarım bırakmak zorunda kalan insanlara çeşitli imkanlar sağlamak için çalışmalar yapılıyormuş. Eğitimini yarıda bırakmış ya da alamamış çocuklara burada meslek edindirme eğitimleri veriliyormuş.
Patateslerin dilimlenip, küçük paketler halinde satıldığı bu alan, önce disko bar sonra da 8 yıl önce sanat galerisi yapılmış, o da yetmemiş eğitim merkezine dönüşmüş.  
Burası Münih için eşsiz bir alanmış. Güzel değerlendirilmiş. Burada ünlü ressamların, özel kişilerin sergileri açılıyormuş. 2004’te Beatles üyelerinin eşleri sergi yapmışlar. Sadece sergi salonu da değil, aynı zamanda birçok etkinliğin yapılabileceği bir alanmış burası.
Aşağı katta monopoli oyunu oynanıyormuş. Ancak bu oyunun özelliği izleyenlerinde oyunun içine dahil ediliyor olmasıymış.
Bu alandaki etkinlikleri anlatan bir dergi hazırlamışlar. Derginin önü gündüz etkinlikleri ile, arkası ise gece etkinliklerini anlatıyordu. Güzel bir tasarım örneğiydi.   
Burası gece yaptığı aktiviteleriyle Avrupa’nın en büyük gece kulübü ve diskoların bulunduğu yermiş. Bir gecede 8 bin ziyaretçisi oluyormuş.
Okul çağındaki bütün gençler buraya gelirmiş. Onlarla iletişime geçilebilecek en ideal yer burasıymış. Amacımız burada işverenlerle, girişimci gençlerle bir araya getirmek diyor yetkililer. Gençleri, iş yaşamı hakkında bilgilendirmek için girişimcilerle bir araya getiriyorlarmış. Aynı zamanda işverenlerle bir araya gelmesi gereken küçük girişimci firmalar için de burası iyi bir fırsatmış. Haftada en az bir öğleden sonra firma sahipleri ve gençleri bir araya getirmek için çalışıyorlarmış.
Ayrıca burada 21. yüzyılın kütüphanesi de gerçek boyutuna iniyor. Herkesin birçok kitabı var. Kimse kitaplarını atmaz ve bir yere de vermez. Bu noktada da şöyle bir fikir ortaya çıkıyor. Etrafa raflar yaptırmışlar. Bu raflara insanlardan gelen kitap bağışlarını alıyorlarmış. Bir kitap bağışlayan kişilere bir kitap alma seçeneği sunuyorlarmış. Bu Almanya’da yeni trendmiş. Hedef şuymuş, insanlara kamuya mal olmuş sergi salonlarından kitap alma şansı sunuyorlarmış. Kamu da sahip çıkıyormuş. Ne mutlu.
Aynı zamanda bu etkinlikler insanların birbiriyle tanışıp, konuşmasına olanak sağlıyormuş. Kamuya açık alan olduğu için her kesimden insanlar burada bir araya gelebiliyormuş. Ulaşımı kolay olduğu için eğitimi düşük insanların da kolay ulaşabileceği bir yermiş burası. 
Ayrıca kitaba ilgi çekmek için farklı etkinlikler de yapıyorlarmış. Mesela halka açık yerlerde sesli kitap okunuyormuş. Birisi okuyor, diğerleri dinliyormuş. Kuzey bölgesinde bu sistem çok iyi çalışıyormuş. Burada önemli olan amaç insanlarla kitapları buluşturmakmış.
İsviçre’de şöyle bir etkinlik yapmışlar. Yetişkin eğitimi haftasında insanları sarı ve yeşil renkte otobüse bindirmişler. Ellerinde kitaplar sesli okuyorlar ama şarkı gibi okuyorlar. Sonra ellerindeki kitapları havaya kaldırıyorlar. Dikkat çekmek için farklı farklı şeyler yapılabilir. Yapılmalıdır da...
Neden mi böyle bir alan yaratmışlar, çünkü bazı insanlara kütüphaneye gidip kitap okuma fikri cazip gelmiyormuş. Onları da böyle yaşam alanlarında kitapla buluşturuyorlarmış sevgili okur.
Siz anlattıklarımı hayalededurun ben müsaadenizi istiyorum. Yeniden görüşünceye kadar en çok beni özleyin. En çok beni özleyin. En çok beni özleyin. Hatta bir tek beni özleyin. Özleyin... 


You may also like

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.