Herkese merhaba.  Yaklaşık 5 aydır Gebze Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışıyorum sevgili okur. Bölgeyi yakından gözlemleme ve tanıma şansı yakaladım. Bugün sizlere Kocaeli'nin ışıl ışıl parıldayan yıldızı Gebze'den bahsedeceğim.
Çayırova, Darıca, Dilovası ve Gebze ilçeleri olarak ele alabileceğimiz Gebze bölgesi, 600 binin üzerinde daimi nüfusu ve gündüz 1 milyonun üzerindeki nüfusu itibariyle ülkemizdeki 47 ilden daha büyük.
Ülkemiz ekonomisinin yaklaşık yüzde 15'inin karşılandığı bölge, sahip olduğu avantajlarla sadece Türkiye'nin değil dünya şirketlerinin gözdesi konumunda.
Gebze'de 54 farklı ülkeden toplam 339 yabancı sermayeli şirket bulunuyor. Bölgede Almanya'dan 79, İngiltere'den 36, Fransa'dan 34, Hollanda'dan 32 ve ABD'den 24 firma yer alıyor.
Gebze'de bulunan dokuz organize sanayi bölgesinde (OSB) üretim yapan 500'ün üzerinde firmada 50 binin üzerinde çalışan var.
Bölgedeki OSB'lerin büyük bir çoğunluğu Avrupa'da örnek gösterilen OSB'ler arasında yer alıyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerine baktığınız zaman bölgedeki 13 bin 569 işyerinde 195 bin 534 çalışan bulunuyor.
Bunların dışında kurulacak Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi ile Gebze, Avrasya'nın Ar-Ge üssü haline gelecek. Bilişim dünyasının önemli markaları, üretim geliştirme süreçlerini bölgede gerçekleştirecek. TÜBİTAK MAM, TUSSİDE, TSE, GYTE ve Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi ile Gebze adeta açık bir laboratuvar haline dönüşecek.
Sizin anlayacağınız ülkemizin en önemli yatırım ve üretim merkezlerinden biri konumundaki Gebze, devam eden projelerin tamamlanması ile birlikte bu önemini bir kat daha arttıracak.
Halihazırdaki Körfez Geçiş Projesi ve Marmaray Projesi'ni de hesaba katarsak, 2023 Türkiye vizyonunun parlayan yıldızının Gebze olduğunu görüyoruz.
Ulaşım konusuna gelecek olursak, avantajlı bir konumda yer alan Gebze, kara, deniz, hava ve demiryolu olmak üzere tüm ulaşım biçimlerinin kullanılabildiği bölgeler arasında yer alıyor.
Körfez Geçiş ve Marmaray Projesi'nin tamamlanacağını düşünürsek ulaşımda farklı alternatiflerin kullanılabileceğini görüyoruz.
Nedir peki eksiğimiz derseniz, Kartal'a kadar uzanacak günümüzün en etkin taşımacılık şekillerinden biri olan İstanbul metrosunun bölge merkezine ulaştığını düşünsenize.
Bölgemiz için bir diğer önemli konusu ise, deniz ulaşımının daha etkin kullanımı. Düşünüyorum da Gebze Eskihisar Feribot İskelesi ve Darıca İskelesi'nden İstanbul'a deniz otobüsü seferleri başlatılması ile deniz ulaşımı konusunda başka bir önemli bir adım olabilir.
Yerel  ve genel yöneticilerimize duyurumdur. Eminim beni anlayacaklardır. Derken bir de baktım ki bu hafta da bana ayrılan sütunların sonuna geldik sevgili okur. Yeniden görüşünceye kadar en çok beni özleyin.  


Herkese Merhaba… Eğer yolunuz bir gün Kocaeli’ye düşerse ya da Kocaeli’de mi yaşıyorsunuz hiç farketmez, demiryolunun kuzeyinde kalan İzmit Saat Kulesi’nin yanında muazzam bir yapı olan Kasr-ı Hümayun namıdiğer İzmit Sarayı’nı mutlaka ziyaret edin derim.  Yok eğer edemediyseniz de dert etmeyin… Bugün sizi İzmit Sarayı’na götüreceğim… Düşün peşime…
Avlanmayı çok seven Sultan Abdülaziz, avlandığı zamanlarda kalmak düşüncesiyle Dolmabahçe Sarayı’nın bir benzerini İzmit dolaylarında yaptırmaya karar verir. 1874 yılında Mimar Karabet Amira Balyan’a bugünkü Saat Kulesi’nin hemen yanı başındaki alana, Kasr-ı Hümayun’u yaptırır. Zamanında birçok padişaha ve devlet adamlarına ev sahipliği yapan İzmit Sarayı 16 Ocak 1923'te eşsiz lider Mustafa Kemal Atatürk'ü ağırlar.
Büyük zaferden sonra çıktığı Batı Anadolu gezisi esnasında İzmit'e gelen Atatürk bir basın toplantısı gerçekleştirir. 16 Ocak 1923 Salı günü 21.30'da başlayan toplantı 17 Ocak 1923 sabahına kadar devam eder.  
Ülkemizin içinde bulunduğu şartların yanısıra, Kurtuluş Savaşı'nın değerlendirmesi ve 29 Ekim 1923'te ilan edilecek Türkiye Cumhuriyeti'nin halka anlatılması konularının konuşulduğu toplantıyı Adnan Adıvar organize eder. 
Toplantıya Tevhid-i Efkar Gazetesi'nden Velit Ebüziyya Bey, Vakit'ten Ahmet Emin (Yalman) Bey, Akşam'dan Falih Rıfkı Atay, İleri'den Suphi Nuri İleri, İkdam'dan Yakup Kadri Bey (Karaosmanoğlu),Tanin'den İsmail Müştak Bey, Halide Edip Adıvar ve Kızılay Başkanı Hamit Bey ve İleri Gazetesi'nin İzmit Muhabiri Hakkı Kılıçoğlu katılır.
Bu toplantı Erzurum ve Sivas Kongreleri kadar önemli bir toplantı olarak tarihe geçer. Çünkü İzmit'teki basın toplantısında ülkemizin yeni rotası çizilir, cumhuriyetimizin temelleri atılır. 
Atatürk'üm Kurtuluş Savaşı boyunca yazılarıyla, yaptıkları haberlerle milli mücadeleye katkılar sunan gazeteci ve yazarlarla ülkemizin geleceğini konuşur, onların fikirlerini alır.
Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti bugünü 1988 yılından beri "Basın Onur Günü" olarak kutlamaya başlar.
İşte biz basın mensupları da Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin önderliğinde her yıl Basın Onur Günü’nde özel bir organizasyonla “Ata”mızla İzmit Sarayı’nda buluşuruz.
Sarayın içine adımımı attığım an kalbim delice bir hızla çarpmaya başlar. İçim içime sığmaz sevgili okur. Çünkü sarayın içine girdiğimde bütün basın mensupları içerideki konuklarla ilgilenirken, birbiri üzerine flaşlar patlarken, ben o günün tarihini solurum. Muhteşem özel kokuyor saray. Adeta 16 Ocak 1923'e yolculuk yaparım. Atatürk'ümle olduğumu hisseder, mesleğimi yaparken duyduğum keyifle bir kez daha gurur duyar kendimi özel hissederim.
Sarayın içindeki odalara bir bir girip çıkarım. Sonra Atatürk’ümün orada olduğunu hayal ederim. Heyecandan kalbim fırlayacakmışcasına çarpar. Girişteki merdivenlerden birkaç basamak yukarı çıkarım. Toplantı masanın başında oturan geçmişten çıkıp gelmiş basın mensuplarını birbir selamlarım.Bir yandan da Atatürk’ümün sesini duyarım. Heyecanını paylaşırım. Eşsiz liderimizin insanlara değer veren, gönlümüzün derinliklerine işleyen o masmavi bakışlarının verdiği güven hissiyle huzur bulup, basın mensuplarının sorularına verdiği içtenlikli cevapları dinlerim. Mesleğime bir kez daha aşık olurum.
Bu özel günü Kocaeli'ye armağan eden değerli gazeteci büyüklerime huzurlarınızda bir kez daha sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 
Hal böyleyken bugünde bana ayrılan sütunların sonuna geldik sevgili okur, yeniden görüşünceye kadar en çok beni özleyin… Hatta bir tek beni özleyin… Özleyin... 


Herkese merhaba...
Bir sosyal medya lafıdır almış başını gidiyor.
Bugün hep birlikte bakalım ülkemizde sosyal medya neymiş ve ne durumdaymış?
Sosyal medya internet teknolojilerini kullanarak iletişim kurmayı, bilgi paylaşmayı ve içerik üretmeyi sağlayan bir platformdur.
Sosyal medya bireylerin internette yazdıkları yazılar, fotoğraflar, videolar ve diğer materyallerden oluşur. 
Kısacası sosyal medya içeriğini kullananların oluşturduğu bir platformdur.
Yeni nesil popüler web yaklaşımları arasında facebook, twitter, linkedin'i görüyoruz. 
Şimdi gelelim istatistiklere, IAB ölçümleme partneri Gemius datasına göre online alışkanlıklarına göre ölçümlenebilen 26.204.641 kişi ülkemizde dijital medya kullanıcısıymış.
Türkiye'de 32.1 milyon facebook, 14.2 milyon da mobil facebook kullanıcısı varmış. Facebook kullanıcılarının da yüzde 63'ü erkek, yüzde 37'si de kadınmış.
Facebook dünya sıralamasında, ABD, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Büyük Britanya'dan sonra Türkiye, son güncel verilere göre en fazla üyeye sahip ülkeler arasında 7. sırada buluyormuş.
Socialbaker'a göre ülkemizde Twitter'ın ise 32 milyon kullanıcısı varmış ve Comscore göre de Türkiye'den Twitter'ı ziyaret eden 7.9 milyondan fazla ziyaretçi varmış.
Facebook'u etkin kullanan Türkiye'nin fan siteleri sıralamalarına bakıldığında, markalar arasında ilk beşte Turkcell, Avea, Volkswagen Türkiye, Nokia Türkiye ve Turkish Airlines'ı görüyoruz. Sayfalarda da ilk beşte Galatasaray, Fenerbahçe, Cem Yılmaz, Emre Aydın ve Beşiktaş yer alıyor.
Markalar arasında facebookta fan sayısını en hızlı artıran Turkcell, Teknosa, Vodafone, Turkish Airline ve Nestle Çikolata facebook fan sayfaları olurken, yine en hızlı düşüş yapan markalar ise Kültür Dershaneleri, Adam gibi bira Tuborg, Plato Meslek, Vision Türkiye, İpana Türkiye olmuş.
Tayland Bangkok, Endonezya Jakarta, Brezilya Sao Paulo şehirlerinden sonra İstanbul, facebook kullanıcı sıralamasında dünyada 4. sırada yer alıyormuş.
Dünyada en fazla facebook üyesine sahip 7. ülke olan ülkemizde yaş aralıklarına göre kullanıcılara baktığımızda en çok kullanan 18-24 yaş arasını 25-34 yaş aralığı izlerken, 35-44, 16-17, 13-15, 45-54 ve son sırada da 55-64 yaş arası izliyormuş.
Twitter'da da 7.9 milyon Türk kullanıcı online yani çevrimiçiymiş.
Dünyadaki 174 milyon LinkedIn kullanıcısı varken, ülkemiz 1 milyon 700 bin üye sayısı ile dünya sıralamasında 17. sırada yer alıyormuş.
Görüldüğü üzere ülkemiz sosyal medyada ciddi yol katetmiş. Devir bilgi çağı. Peki siz sosyal medyanın neresindesiniz? 
Siz yazdıklarımı düşüne durun ben yine müsaadenizi istiyorum. Yeniden görüşünceye kadar en çok beni özleyin.




Herkese merhaba...
2011 yılındaki SGK istatistiklerine göre; kayıtlı iş kazası sayısı 69.227.
İş kazalarında ölen işçi sayısı 1710, yani günde 5 kişi iş kazalarından dolayı hayatını kaybediyor. 
1710 ölümün 570’i inşaat iş kolunda gerçekleşiyor. Bu demek oluyor ki, iş kazalarının yüzde 33’ü inşaat sektöründe meydana geliyor. 
İnşaat sektöründe toplam çalışan sayısının 1.4 milyon olduğu düşünülürse ölümlü kaza oranı 100 binde 40.
Ölümlü iş kazalarının illere dağılımına bakacak olursak, İstanbul’da 302, Ankara’da 172, İzmir’de ise 127 iş kazası olurken, dördüncü sırada da 47 kaza ile Kocaeli geliyor. 
İş kazalarının nedenlerine göre dağılımının cisimlerin sıkıştırması, ezmesi, batması ve kesmesi 23.999, düşen cisimlerin çarpıp devirmesi 12.933, kişilerin düşmesi 9.871, makinelerin sebep olduğu kazalar 9.261, trafik kazaları 2890, diğer iş kazalarının ise 5.855 adet olduğunu görüyoruz.
İş kazalarının işyeri çalışan sayısına göre dağılımı ise şöyle gerçekleşiyor: Zorunlu sigortalı 6.8 milyon çalışanın olduğu, 50’den az çalışanı olan işyerlerinde 35.583 kaza olurken; 3.8 milyon zorunlu sigortalı çalışanın olduğu, 50’nin üzerinde çalışanı bulunan işyerlerinde 34.643 kaza yaşanırken meslek hastalıklarını henüz tespit edemiyoruz.
İş kazalarının yaş gruplarına göre dağılımını incelediğimiz zaman, 25-29 yaş grubu 15.877, 30-34 yaş grubu 15.200, 35-39 yaş grubu 11.440 ve 18-24 yaş grubunun ise 10.810 iş kazası vakası olduğunu görüyoruz.
1.601.720 kişilik nüfusa sahip Kocaeli’de, 35.405 işyeri, toplam sosyal güvenlik kapsamında 1.600.021 kişi ve aktif çalışan kişi sayısının 486.014 olduğu yani nüfusun yüzde 30.34’ünün çalıştığı görülürken, Kocaeli’de meslek hastalığından dolayı hiç ölüme rastlanmamış. 
Üstelik 2011 yılında ülkemizde Zonguldak 4, Sivas’ta 2, Bursa’da 1 ve Ankara’da 3 olmak üzere toplam 10 kişinin meslek hastalıklarından dolayı öldüğü tespit edilmiş. Bir başka değişle; iş kazalarını ölümlü olmadıkça kayıt altına almıyoruz.
Ülkemizin inşaat sektörü risk haritasına baktığımızda İstanbul, Ankara, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Antalya’yı görüyoruz.
Ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tutulan istatistiklerin yalnızca sigortalıları kapsadığı, sigortalıların sayısının da yaklaşık 10 milyon kişi olduğu, buna karşılık toplam istihdamın yaklaşık 22.5 milyon kişi olduğu düşünülürse, gerçekte iş kazaları ve buna bağlı olarak ölümlerin, meslek hastalıklarının çok daha fazla olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek sevgili okur.
Neden mi anlattım bunları sevgili okur. Ülkemizde ilk defa geçen sene haziran ayında "iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları", müstakil bir kanunla düzenlendi. Çıkan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'muz 1 Ocak 2013 itibariyle büyük ölçüde yürürlüğe girdi. 
Uzun lafın kısası 1 Ocak 2013 itibariyle ülkemizde yeni bir dönem başladı. 
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile 2013 yılında iş hayatında kamuda dahil olmak üzere hem işveren, hem de çalışanlar için ciddi değişiklikler olacak. Duyduk duymadık demeyin.
Detaylar başka köşe yazımın konusu sevgili okur çünkü, bugün de bana ayrılan sütunların sonuna geldik. Yeniden görüşünceye kadar en çok beni özleyin. 
Blogger tarafından desteklenmektedir.