Devlet Tiyatroları "AYNA"SINI KIRMAYIN uğursuzluktur

7 Comments
Herkese merhaba... Herkese merhaba... Herkese merhaba...
Ülkemizde tiyatro sanatı adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu'ndaki yönetmelik değişikliği ile başlayan süreç Devlet Tiyatroları'nın kapatılmasının konuşulmasına kadar getirildi.
Günlerdir içim içimi yiyor. Gerçek olamaz diyorum. Konunun bu kadar siyasete malzeme yapılmasına, siyasi taraflar oluşturmasına anlam veremiyorum. Açıkçası bu bencillik canımı acıtıyor.
Kim miyim ben? Gözünü Devlet Tiyatroları'yla açmış, iyi bir tiyatro izleyicisiyim kim olacağım, içinizden sadece biriyim.
Memleketim Diyarbakır'da, Devlet Tiyatrosu 29 Ekim 1988'de "Ayyar Hamza" oyunuyla perdelerini açmıştı. İşte o günden sonra hayatım değişti diyebilirim. 
Tiyatromuzun kuruluş amaçları arasında neler vardı biliyor musunuz sevgili okur?
Tiyatronun doğduğu topraklarda seyreden, dinleyen, okuyan, anlayan, duyarlı bireylerin yetiştirilmesine katkıda bulunan, dünyanın önder tiyatrosu olmak. Türk dilini geliştirmek, tiyatro sanatını yaygınlaştırmak ve evrensel değerlere sahip bireylerin yetiştirilmesine katkıda bulunmaktı. Ki bu amaçlarını fazlasıyla yerine getirdi Devlet Tiyatroları. 
Birincisi kişisel gelişimime ciddi katkılar sundu Devlet Tiyatroları. Çünkü sinema bizim eve çok uzaktaydı, koca şehirde tek eğlencemiz tiyatroydu ve özel tiyatrolara kıyasla daha uygun fiyata, kalitesi yüksek, eşsiz oyunlar izleme fırsatı vermişti Devlet Tiyatroları bize.
Hatta ben durumu abartıp, bir oyunu önce yaşıtım halamla izliyor, sonra arkadaşlarımı organize edip onlarla birlikte 2. kez izlemeye gidiyordum. Öyle keyifliydi ki, 2 kez izlemek de tatmin etmiyordu, 3. turda biletleri alıp ailemi tiyatro oyunu izlemeye götürüyordum. Üstelik bunu bir ortaokul öğrencisi olarak kendi harçlıklarımla yapıyordum.
Zamanla tiyatro vazgeçilmezim olmuştu. Çünkü tiyatronun hayatıma tuttuğu aynayı görmek hem beni mutlu ediyor, hem de heyecanlandırıyordu. 
Ne mi buluyordum tiyatroda? Çoğunlukla kendimi buluyordum. Çünkü farkında olmasak bile insan ilişkileri tiyatraldir, mekan kullanımı, vücut dili, sözcüklerin seçimi, ses tonları, duygu ve düşüncelerin çatışması sahnede kullanılan her şey yaşantımızda da vardır: İnsanın özü tiyatrodur.
Düğünler, cenazeler birer etkinliktir fakat, aynı zamanda son derece aşina olduğumuz için farkında olmadığımız, günlük ritüellerdir. Resmi bir devlet töreni, fakat aynı zamanda bir sabah kahvesi, selamlaşmak, ürkek aşklar, tutkuların büyük fırtınaları, bir diplomatik görüşme, hepsi tiyatrodur.
Tiyatronun temel amaçlarından biri, seyircilerin oyuncu da olduğu dünya sahnesinde, insanları günlük hayatın etkinliklerine karşı duyarlı kılmaktır.
Hepimiz oyuncuyuz, tiyatro yaparak, bakmaya alışkın olmadığımız için göremediğimiz, aslında aşikar olan şeyleri öğreniriz. Kanıksanmış olan şey görünmez olur, tiyatro yaparak günlük hayatın sahnesini aydınlatırız. 
Devlet Tiyatroları'nın yaşamıma kattıklarını paylaşmak istedim sizlerle. Daha düne kadar da hayatıma bu eşsiz katkıyı sunmaya devam ediyordu Devlet Tiyatroları.
Bu arada bir sürü de özel tiyatro oyunu izleme fırsatı yarattım kendime lakin, birkaç oyun dışında Devlet Tiyatroları'yla aynı tadı bulamadığımı itiraf etmek istiyorum. Çünkü benim çocukluğumda olduğu gibi bugünde her meslek grubunda olduğu gibi tiyatrocular arasında da önce kendine, sonra da insanlara ve işine saygısı olmayan çürük yumurtalar var ve onlar da var olmaya devam edecek. Ki onların olması bize herkesin sanatçı olamayacağını ispat edecek.
Belki de işin içine ticari kaygılar girince tiyatro tiyatro olmaktan çıkıyor bilemiyorum sevgili okur ama, eminim ki birçok sebep daha sıralayabilirim size. Emeğe haksızlık etmek değil niyetim ancak, özel tiyatrolarda durum bu bana göre.
Bir  kez daha hatırlatmak gerekirse, "Devlet Tiyatroları 1949 yılından beri yerli ve yabancı eserlerle halkın genel eğitimini ve kültürünü yükseltmek görevini yapıyor. Devlet Tiyatroları, Türk Sahne Sanatları'nın yurtiçinde ve yurtdışında gelişmesini ve tanıtımını sağlıyor tam 63 yıldır. Üstelik Devlet Tiyatroları tüm Türkiye'de yüzde 90'ı aşan doluluk oranlarıyla yaklaşık 2 milyon seyirciye ulaşıyor sevgili okur.
Hal böyleyken Sayın Başbakanımızın Dünya Tiyatrolar Günü mesajındaki, "Tüm sanat dalları gibi tiyatro da hayata ayna tutar. İnsanın kendisini, toplumunu, dünyayı, önyargılardan arınmış farklı bakış açılarıyla görmesine katkı sağlar. Bu bakımdan tiyatro, esasen sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, barış içinde bir arada yaşamayı temel alan, insanlığın vicdanına, kalbine hitap eden güçlü bir anlatım aracıdır. Hükümet olarak, ortak insani değerleri savunan, milletimizin kültürel gelişimine, eğitimine son derece olumlu katkılar sağlayan tiyatrolarımızı desteklemeyi kendimize bir görev sayıyoruz. Keza sanata yapılan yatırım, geleceğe yapılan yatırımdır." sözlerini hatırlatmak ve kendisine canıgönülden katıldığımı ifade etmek istiyorum.
Devlet Tiyatroları "AYNA"sını kırmanın uğursuzluk getireceğini biliyorum, bu nedenle endişeliyim. Biriniz beni ve ülkemi bu "Devlet Tiyatroları kapatılıyor" kabusundan uyandırsın artık lütfen, lütfen, lütfen...


You may also like

7 yorum:

  1. ÇOK ETKİLEYİCİ BİR YAZI TEBRİK EDİYORUM...D,İLERİM SESİN DOĞRU YERLERE ULAŞIR...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Bihter cesur yazın için kutluyorum.Sanat her şeyden önce özgür olmalıdır, yoksa sanat olmaz.Sanata müdahaleler, yönlendirmeler, dayatmalar kabul edilemez.Selam ve sevgilerimle.ŞÜKRÜ TOPALLAR

    YanıtlaSil
  3. kalemin hiç tükenmesin,hüzünlü ve etkileyici bir yazı...umarım dikkate alınır ve yanlışa düşülmez..
    meral kamışoğlu

    YanıtlaSil
  4. yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil
  5. İşte biz bu mesleği tam da bunun için severek yapıyoruz. Siz ve sizin gibi tüm insanlarımız için. Siz hep olun ki, biz de hep olalım. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba Boğaçhan Bey. Yorumunuz için teşekkür ederim. Çok mutlu oldum. Hoşça ve dostça kalın :)

      Sil
  6. ÇOCUK TİYATROSU ÇALIŞMALARIMDA GÜÇ BİRLİĞİ UMUDUM DEVAM EDİYOR !

    Hükümetin aldığı kararlara sessiz kalan sanat dünyası sıranın kendisine geleceğini biliyordu ama hep iyimserlik içende "tiyatroma dokunamaz" cılız başkaldırısının arkasına gizleniyordu.. Deve kuşunun başını kuma gömmesi misali..

    Gelecek seyircinin yetişmesi adına nitelikli çocuk tiyatrosu çalışmalarını hızlandırmayan ve desteklemeyen TİYATRO dünyası tiyatroya sahip çıkacak nesillerin yetişmesinde üzerine düşen görevi hep ikinci planda gördü.. Hep seyirci yetişmesi için devlet organlarının birşeyler yapması gerektiğine vurgu yapan söylemlerle esas sorumluluğun sahibi olmakdan kaçındı... Halbuki 20 yıl öncesinden ÇOCUK TİYATROSU BİRİMİ ve ÇOCUK TİYATROSU ENSTİTÜSÜ kapsamlı ÇOCUK TİYATROSU ARAŞTIRMALARIna destek verse idi.. 20 yıl öncesinin 5 yaşındaki çocuğu bugünün 25 yaşındaki sanata ve sanatçıya duyarlı bir genç yetiştirmiş olacak ve bugün hükümetlerin aldığı olumsuz kararlarda TİYATRONUN VE TİYATRO SANATÇILARININ yanında %51-i içinde olmadıklarını daha kesin ifadelerle anlatıp itirazını yapmış olabilecekdi..

    ÇOCUK SEYİRCİLERİN salonlarda 300-500 kadar çocuk bir arada 4-16 yaş arası çocuklara hitap eden oyunlarla değil; özellikle 4 yaşdan başlayarak her yaşa bir seans da ancak 20 kadar çocukla kendi yaşına ve psikolojisine uygun metin ve sahne düzenlemeleri ile çocuk oyunlarını 4 yaşda başlatıp 12 yaşda bitecek izleyici ortamları yaratarak 4 yaşa ayrı, 5 yaşa ayrı ve 12 yaşa kadar farklı yaşa farklı oyun düzeneğinde DİSİPLİNLER ARASI İŞBİRLİĞİ ortamı sağlayarak tiyatro sanatını iyi bilen ÇOCUK GELİŞİM UZMANI, PEDAGOG DRAMATURG ve ÇOCUK PSİKOLOGU ve YÖNETMEN ile birlikte çalışma yaparak sahneleme ve izleme* katılım ortamı sağlayarak ÇOCUK TİYATROSU yapmanın gerekliliğini desteklemeliyiz..

    KENDİ SEYİRCİSİNİN YETİŞMESİNE GEREKEN ÖNEMİ GÖSTERMEYEN DEVLET VE ŞEHİR TİYATROLARI İLE ÖZEL TİYATROLAR son günlerde yaşadığımı Hükümet kararları ile baş başa kalmaya devam edeceğiz..

    ÇOCUK TİYATROSUNU Bilimsellik içinde yapma gayreti içinde iken yanlız bırakılan, çocuk tiyatrosu üzerine uzmanlaşma sürecinde de yanlız bırakılan ÇOCUK TİYATROSU nu esas uzmanlık ve sahneleme sürecini devam ettirenlere HALİ HAZIRDAKİ TÜM TİYATROLAR VE TİYATRO SANATÇILARI DESTEKLEMEYİ VE HAMİLİK YAPMAYI GÖREV BİLMELİDİR..

    Ve ben .. Türkiye ye göç ettim Çocuk Tiyatrosu çalışmalarımı sürdürmek için.. Devlet ve özel kurumlarda İŞ bulamadım hala.. yanlış zaman ..da geldin diyorlar.. Bu zor günlerde gelmem DOĞRU ZAMAN bence.. inandığımı yaparak ve 20 yıl sonraki kuşaklar için elimden geleni güç birlikleri ile sürdüreceğim.. Fırsat verselerde.. vermeselerde..

    ÇOCUK TİYATROSU alanında çalışmalarımda bana GÜÇ VERİP DESTEK DE BULUNACAKLARIN OLDUĞUNA İNANIYORUM.. ÇEKHOV un oyunlarında dediği gibi.. UMUDUNUZU YİTİRMEYİN.. UMUT SİZİN BAŞARI KAYNAĞINIZ.. Çekhov'un dediğini yapıp UMUT İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDİYORUM.. Ya bu yazılarımı okuyup da SESSİZ KALANLAR.. İMKANI VAR İKEN DESTEK VERMEK İÇİN NELERİ BEKLİYORLAR.. Dön geldiğin yerlere diyenlere İNAT.. BEN YOLA DEVAM EDİYORUM.. EL VERSENİZDE EL VERMESENİZDE... SİZLE BİRLİKTE DAHA HIZLI HAREKET EDEBİLECEĞİMİ DE BİLİYORUM.. SİZE VE SAĞDUYSU OLAN SANAT VE SANATSEVER OLUP DA YETKİ Yİ ELİNDE BULUNDURANLARDA GÜVENİYORUM...

    YAŞARIZ VE GÖRÜRÜZ !

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.